ADALETİN VE EŞİTLİĞİN SINAVI

Son zamanlarda, Türkiye’de engelli bireylerin sosyal haklarını güvence altına alan yasal düzenlemelerde öngörülen kısıtlamalar, toplumun geniş kesimlerinde derin endişelere yol açıyor. Özellikle devletin maliyet tasarrufu amacı güden düzenlemeleri, engelli vatandaşların günlük yaşamlarını etkileyen hak ve ayrıcalıklara el koyma riskini beraberinde getiriyor.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 2005 yılında yürürlüğe girerek, engelli bireylerin toplumsal hayata tam ve eşit katılımını sağlamak, yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla önemli bir adım atmıştı. Bu kanun, engellilere tanınan sosyal ve ekonomik hakların korunmasının yanı sıra, ayrımcılığın önüne geçmeyi hedefliyordu. Ancak son düzenlemeler, kanunun ruhunu zedeleyebilecek nitelikte; özellikle Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyetiyle araç edinme gibi temel ayrıcalıkları daraltma yönünde tasarılar gündeme getirildi. Örneğin, mevcut uygulamada engellilere tanınan vergi avantajının, araç edinme süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması ve hatta engelli bireyin vefatı sonrasında mirasçılardan ÖTV tahsil edilmesi gibi öneriler, bu bireylerin hareket özgürlüğünü ve bağımsızlığını kısıtlayabilir .
Bu tür yasal düzenlemelerin temelinde yatan ekonomik tasarruf politikaları, aslında engelli bireylerin sosyal yaşamda karşılaştıkları zorlukları artırma potansiyeli taşıyor. Toplumumuzun en kırılgan kesimlerinden biri olan engelliler, zaten çeşitli engellerle mücadele ederken, devletten beklenen destek ve korumanın geri çekilmesi, eşitsizliğin derinleşmesine neden olabilir. Sosyal devlet anlayışının temelinde yatan “herkes eşit haklara sahiptir” ilkesi, bu tür uygulamalarla sarsılmaya yüz tutuyor.
Öte yandan, engelli haklarının korunması yönünde yapılan çalışmalar ve hazırlanan stratejik planlar, bu kesimin yaşam standartlarının iyileştirilmesi için umut vaat ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu “Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı (2023–2025)”, devletin engelli bireylerin toplumsal yaşama daha etkin katılımını desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor . Bu plan, sadece ekonomik destek mekanizmalarıyla sınırlı kalmayıp, toplumsal farkındalık ve altyapı yatırımlarını da içeren kapsamlı bir yaklaşım sergilemekte. Ancak, güncel tasarruf odaklı düzenlemeler, bu umut verici politikalara gölge düşürebilir.
Engellilere tanınan özel hakların daraltılması, yalnızca bireysel yaşam kalitesini etkilemekle kalmayıp, toplumsal dayanışma ve adalet duygusunu da zedeliyor. Bir toplumun medeni seviyesini ölçerken, en savunmasız kesimlerine ne kadar değer verildiğine bakmak gerekir. Engelli bireylerin yaşamlarında bağımsızlıklarını ve toplumsal entegrasyonlarını destekleyecek politikalar yerine, kısıtlayıcı uygulamaların artması, sosyal dışlanmayı ve ötekileştirmeyi beraberinde getiriyor.
Kamuoyu, devletin engelli vatandaşlara yönelik uyguladığı bu tür kısıtlayıcı düzenlemelerin, uzun vadede toplumsal eşitliğe zarar vereceğinin farkında olmalıdır. Ekonomik verimlilik adına temel insan haklarından ödün verilmesi, kısa vadeli tasarrufların ötesinde, toplumun genel refahını olumsuz etkileyecek bir adım olarak görülmelidir. Engelli bireylerin tam anlamıyla toplumsal yaşama katılabilmeleri için, devletin yasal düzenlemelerini yeniden gözden geçirmesi, sosyal adalet ilkesini koruyacak şekilde politika üretmesi elzemdir.
Sonuç olarak, Türkiye’de engelli bireylerin sosyal haklarının kısıtlanmasına yönelik son yasal düzenlemeler, sosyal devlet anlayışının temel değerlerine aykırıdır. Her bireyin eşit haklara sahip olduğu inancının pekiştirilmesi, ancak toplumun en kırılgan kesimlerine verilen değerin artmasıyla mümkün olacaktır. Devletin, engelli vatandaşların yaşam kalitesini artıracak, toplumsal entegrasyonu destekleyecek ve ayrımcılığa karşı duracak politikaları hayata geçirmesi, ancak gerçek anlamda adil ve kapsayıcı bir toplumun inşasına katkı sağlayabilir.
Geleceğe dair umutlarımızın tazelenebilmesi için, engelli haklarına verilen önemin yeniden tartışılması ve bu alanda yapılacak reformların, toplumun tüm kesimlerinin yararına olacak şekilde titizlikle planlanması gerekmektedir.