BÜYÜMEK CANIMI ACITIYOR

Büyümek canımı acıtıyor. Küçükken masum hayallerim vardı ne güzel. Sevdiğim oyuncağımın benimle konuşması, gördüğüm bütün oyuncakların benim olması gibi. Ya da babamın kuşları gibi uçurak beni gezdirmesi… babamın bana aldığı oyundağımda konuşacakmış, bir mağazaya gittiğimizde bütün oradaki her şeyin alınacakmış gibi, annemle dışarı çıktığımızda bir anda uçmaya başlayacakmışız hissi de çok güzeldi. Hayatıma küçük heyecanlar katardı. Sonrasında olmayınca da “Bir dahakine gerçekleşir.” umudu bile mutluluktu hayatımda. Her gerçekleşmeyen hayalim için yeniden umut ederim ve bu bir döngü hâlinde devam ederdi. Kendime mutlu olma fırsatı verirdim her şekilde.
Ya şimdi Küçük bir çocuk aklım yok artık. Her şeyi idrak edebiliyorum. Küçüklük dertlerim yerini büyümemin getirdiği dertlere bıraktı. İlişkiler, arkadaşlar, aile, iş kadar çok şeyin yükü oluşuyor ki sırtımda, o kadar çok şeyin sonu kötü oluyor ki artık hangi biriyle başa çıkacağımı şaşırıyorum. Başa çıkamıyorum zaten, orası ayrı bir konu ama çabalıyorum işte. Bazen “Keşke büyüymeseydim. Daha mutlu olurdum.” diyorum. Bir şey oluyor, sonu kötü bitiyor, üzülüyorum, arkadaşlarımla dertleşiyorum, geceleri hayallerde dalıyorum ve sonra “Belki böyle olur ya, bilemezsin.” diye umutlar havuzumda yüzmeye başlıyorum. Ama o kadar kalp nefes alıp verirken bile batıyorum, boğuluyorum. O umut hiçbir zaman bir sonuca ulaşmıyor. Düşünüyorum bazen “Bu kadar mı çaresizsin ki bir umuda kendini bağlıyorsun?” diye. İçim çok çaresiz bir varlık. Kendime yetemiyorum. O kadar şey için umut ettim de ne oldu? Sadece hevesim kursağımda kaldı. Ama bile bile de umut etmeye devam ediyorsunuz. Bu yüzden diyorlar ya “Bir umuttur yaşatan insanı.” diye. Öyle. Sonunu bile bile aynı şeylere devam, bir küçük ihtimal için… Ya olursa? Ya her şey düzelir ve mutlu olursam? Umut, ucu bucağı olmayan trilyonlarca su damlacığından oluşmuş bir deniz gibi tam her şey bitti artık yapamıyorum dediğiniz anda eğer sağlam bir inanca sahip iseniz olmuyorsa vardır bir hayır deyip hamd ve şükür etmeye devam ediyorsunuz ve bakmışsınız hiç ummadığınız zamanda bir şeyler oluveriyor bu da hamd ve şükrün sonucu değil mi neydi bu hamd ve şükür.
Şükür, daha çok Allah’tan verilen nimetlere, sana yapılan iyiliklere karşı bir teşekkür ifadesi olurken hamd, her zaman ve her durumda en güzel övgülere layık olan Yüce Allah’ı tazim ile yâd etmek, O’nun yüceliğini, Rab oluşunu, verenin de alanın da O olduğunu itiraf etmektir.