KAS HASTALIĞI (DİSTROFİSİ)

Kas Distrofisi: Nedenleri, Türleri, Tedaviler ve Güncel Gelişmeler
Kas distrofisi (KD), genetik mutasyonların neden olduğu, kas liflerinin zamanla zayıflayıp yıkıma uğradığı ilerleyici bir hastalık grubudur. Dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık, temel olarak kas proteinlerinin eksikliği veya işlev bozukluğundan kaynaklanır. Belirtiler yaşa bağlı değişse de, çoğu türde motor becerilerde gerileme, yürüme zorluğu ve solunum/sindirim sistemlerinde komplikasyonlar gözlenir. Kalıtsal olması nedeniyle aile öyküsü, tanıda kritik rol oynar.
Kas Distrofisi Türleri
- Duchenne Kas Distrofisi (DKD):
- En yaygın ve şiddetli türdür. X kromozomundaki dystrophin gen mutasyonu nedeniyle çoğunlukla erkeklerde görülür.
- 2-5 yaş arası belirti verir: Sık düşme, koşamama, baldır hipertrofisi.
- 12-15 yaş arası tekerlekli sandalye bağımlılığı başlar; ortalama yaşam süresi 20-30 yıldır.
- Becker Kas Distrofisi (BKD):
- DKD’nin hafif formudur. Kısmi dystrophin üretimi nedeniyle daha yavaş ilerler.
- Belirtiler ergenlik veya erken yetişkinlikte ortaya çıkar. Yaşam süresi genellikle 40-50 yılı aşar.
- Miyotonik Distrofi (Steinert Hastalığı):
- Yetişkinlerde en sık görülen türdür. Otozomal dominant geçişli DMPK veya CNBP gen mutasyonları sorumludur.
- Kaslarda uzun süreli kasılma (miyotoni), katarakt ve kalp ileleleri eşlik eder.
- Fasiyoskapulohumeral Distrofi (FSHD):
- Yüz, omuz ve kol kaslarında asimetrik zayıflık ile karakterizedir. DUX4 geninin anormal aktivasyonu temel nedendir.
- Konjenital Kas Distrofisi:
- Doğumda veya erken bebeklikte hipotoni (düşük kas tonusu), eklem kontraktürleri ve solunum sorunları ile kendini gösterir.
Nedenleri ve Genetik Miras
- Dystrophin Eksikliği: DKD ve BKD’de, kas hücre zarının stabilitesini sağlayan dystrophin proteini üretilemez. Bu, kasların tekrarlayan hasara direnememesine yol açar.
- Kalıtım Modelleri:
- X’e Bağlı Çekinik: DKD ve BKD, anneden erkek çocuğa aktarılır.
- Otozomal Dominant: Miyotonik distrofi ve FSHD, tek bir mutasyonlu gen kopyasının yeterli olduğu durumlarda ortaya çıkar.
- Otozomal Çekinik: Limb-girdle ve bazı konjenital tiplerde her iki ebeveynden mutasyon alınması gerekir.
Belirti ve Bulgular
- Erken Evre: Bacaklarda güçsüzlük, merdiven çıkamama, baldırlarda sahte hipertrofi.
- İlerleyen Dönem: Omurga eğriliği (skolyoz), yutma güçlüğü (disfaji), kardiyomiyopati.
- Son Aşama: Solunum kaslarının tutulumu nedeniyle mekanik ventilasyon ihtiyacı.
Tanı Yöntemleri
- Serum kreatin kinaz (CK) testi: Kas hasarı varlığında yüksek çıkar.
- Genetik Testler: PCR, MLPA veya tüm ekzom dizileme ile mutasyon tespiti.
- Elektromiyografi (EMG): Anormal elektriksel aktivite kaydı.
- Kas Biyopsisi: Dystrophin eksikliğinin histolojik doğrulaması.
Tedavi ve Yönetim
- Farmakolojik:
- Kortikosteroidler (prednizon/deflazacort): Kas kuvvetini geçici olarak artırır, ancak kemik erimesi ve kilo alımı gibi yan etkileri vardır.
- Ataluren (Translarna): DKD’de “nonsense” mutasyonları hedef alan ilaç.
- Destek Tedaviler:
- Fizik Tedavi: Kontraktürleri önlemek için germe egzersizleri.
- Solunum Desteği: CPAP/BiPAP cihazları ve pozisyonlama teknikleri.
- Kardiyak İzlem: ACE inhibitörleri veya beta blokerler ile kalp yetmezliği yönetimi.
- Cerrahi: Skolyoz düzeltme ameliyatları veya tendon gevşetme prosedürleri.
Güncel Araştırmalar ve Umut Vaat Eden Gelişmeler
- Gen Terapileri:
- CRISPR-Cas9: Mutasyonlu genleri düzeltmek için fare modellerinde başarılı sonuçlar alındı.
- Mikrodistrophin Gen Transferi (SRP-9001): Adeno-ilişkili viral vektörlerle kısmi dystrophin üretimi sağlayan çalışmalar Faz 3 aşamasında.
- Ekson Atlatma:
- Antisens Oligonükleotidler (eteplirsen, golodirsen): Dystrophin geninin belirli eksonlarını atlayarak işlevsel protein üretimini sağlar.
- Kök Hücre Tedavisi:
- Kas dokusunu yenilemek için miyoblast veya mezenkimal kök hücre nakilleri deneniyor.
- Protein İyileştiriciler (Utrophin Modülatörleri):
- Dystrophin’e benzer işlev gören utrophin proteininin artırılması hedefleniyor.
Sonuç
Kas distrofisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren karmaşık bir hastalıktır. Erken tanı, fizyoterapi ve psikososyal destek, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir. Güncel araştırmalar, gen düzenleme ve hücre tedavileriyle hastalığın seyrini değiştirme potansiyeli taşıyor. Hastaların ve ailelerin, klinik denemelere erişim ve hasta dernekleri aracılığıyla bilgilenmeleri önerilir.